Single Blog

Okyanus, Eczacılık Ve Bir Soru!

Bu haftasonu çocuklar gibi eğlendik. Resmen 8-15 yaş grubu çocuklar ile çarpışan arabalara bindik, “Spin out“ denen bizi ters düz çevirip atan garip a Bu haftasonu çocuklar gibi eğlendik. Resmen 8-15 yaş grubu çocuklar ile çarpışan arabalara bindik, “Spin out“ denen bizi ters düz çevirip atan garip alete bindik. Aslında bu alet, başımı inanılmaz bir şekilde döndürüp, affallatmadı değil. Eskiden Universal Studios, Disneyland, Busch Gardens, Six Flags`de daha beterlerine binerdim birşey olmazdı ve hatta birden fazla binerdim. Sanırım artik vücudum kaldırmıyor. Hayır “Yaşın geçmiş” olayını kabul etmiyorum. Hiç boşuna söylenmeyin ama evet itiraf ediyorum arkadaşlar, “Spin Out”`dan ilk indiğim anda, düz yürüyemedim!!!

Bununla da yetinmedik tabii. Bir ara arkadaşımla su sıkma yarışı yaptık. Evet tamam o kazandı ama hediyeyi ben aldım. Artık benim de, bir “Taş Devri” çizgi filmi kahramanı olan, Çakıl oyuncağım oldu! Mutlu mutlu, sırıta sırıta ayrıldım oyun bölgesinden. Daha çok kalmaya teşebbüs etmedim değil ancak arkadaşlarım kollarımdan öyle bir çekti ki, mecburen susup ben de onları takip etmeye başladım. Yaşımıza daha uygun bir yerlere gitmeye karar verip, okyanusa karşı bir bara gittik. Bu barın adı “Tiki Bar“ ve inanılmaz güzel bir yer. İçeri, gerekli kimlik kontrolleri yapılıp (alkol satıldığı için), kollarınıza “alkol alabilir (mecburmuşsunuz gibi)” anlamına gelen mavi bilezikler takıldiktan sonra giriyorsunuz (bu kısmını anlamadık çünkü içki ısmarlarken yeniden kimlik soruyorlar ve dahası içerisi çocuk kaynıyordu). Oturduktan sonra beş dakikaya kalmaz derin bir nefes çekip “Hayat bu olmalı” diyorsunuz… Sağınız solunuz kumsal, önünüz okyanus, inanılmaz güzel canlı müzik yapıyorlar… İnsanlar dansediyorlar, rüzgar yüzünüzü öyle tatlı okşuyor ki içinize yaşam sevinci doğuyor.

Bir yandan birşeyler atıştırdık, bir yandan bir şeyler içtik. Bir yandan rüzgarı hissederken çalan şarkıları mırıldandık. Etrafımızda müthiş güzel bir kalabalık… Herkes dans ediyordu, biz de onları izledik. Benim gibi söz, müzik, ritm ile iç içe yaşayan bir insan yerinde duramadı tabii! Hemen biz de dansetmeye başladık. Tam “One two three“ diye ritm tutturmaya çalışırken bizim “Baterist Amca”; o sırada her dilden söylerken bu ritmi, Türkçe de söylemez mi? “Bir iki, bir iki“ diye. Nasıl hoşumuza gitti! Daha da bir coştuk. Saat 5:30 PM`den sonra bizim dinlediğimiz grup çıkdı. O grup programını saat 7:30 PM`e dogru bitiriyor. Bu sefer DJ 80`li yılların müziklerini çalmaya basladı. Öğrendiğimize göre de 8:30 PM`de yeni bir grup cikiyormuş. Kalmak isterdik aslında ancak bazı arkadaşlarımız New York`a dönecek oldukları için, ayrılmayi tercih ettik. Ben çıkarken hala dansettiğimi hatırlıyorum. Hatta hızımı alamayıp, arabayı şarkı söyleyerek kullandim…

Tüm bu güzellikleri yaşadığımız yer, Point Pleasant Beach idi. New Jersey`deki bu yer için daha geniş bilgi almak isterseniz www.pointpleasantbeach.com `a bakabilirsiniz. New Jersey, New York, Philadelphia eyaletlerinde yaşayan arkadaşlar, bekar da olsanız, evli de hatta çocuklarınız da varsa her yaş grubuna ve herkese hitap edecek bir yer. Çocuklarınız için inanılmaz eğlenceli bir haftasonu tatili olacak eminim. Önce okyanus, kumsal sonra lunapark, oyunlar. Bu arada söylemek zorundayım ki 1-5 yaş grubu için havuzun içinde yüzen tekne atraksiyonu inanilmazdi, Gerçekten görülmeye değer. Ben de binmek istedim o şirin teknelere… Yine kolumdan çekti arkadaşlarım hatırlıyorum! Sonra biraz da kendi eğlenceniz için, çoluk çocuk “Martells Tiki Bar“a gidip eğlenebilirsiniz. İnsanlar çocukları kucaklarında dansediyorlardı.

Bekar arkadaşlar zaten eminim yapacak çok şey bulacaklar bizim gibi… Hatta arada dans etmekten sıkılıp koşa koşa gidip dalgaların üzerine kendinizi savurabilirsiniz… Serbest bölge 😉

Bu kadar haftasonu eğlencesi yeter, eczacı arkadaşlarım çalışmalarınız nasıl gidiyor? Bir sürü e-mail aldım sizden… Kısa kısa, sorduğunuz konulara değinmek istiyorum.

Bu sınavlar İngilizce veriliyor ve sadece Amerika`da belirttiğim merkezlerde veriliyor; TOEFL VE TSE gibi Türkiye`de verilmiyor ne yazık ki…

İngilizce`yi anlamanız çok önemli. İngilizceniz yeterli değil ise; ilk önce İngilizce dil kurslarına Türkiye`de gidip, bahsettiğim kitapları ve en önemlisi soru yapılarını anlar duruma gelmeniz gerekiyor. Zaten TOEFL`dan en az 550 almanız gerekmekte dolayısı ile İngilizcesi`nin yeterli olmadığını düşünen arkadaşlara tavsiyem ilk önce buna konsantre olsunlar.

Bu sınav için fakültelerinizden aldığınız eczacılık öğrenimi, “Evet!” çok önemli. Gerçekten ders kitaplarınız, notlarınız çok faydalı oluyor. Terimleri zaten biliyorsunuz. İngilizce de olsa birbirine çok benziyor ve en önemlisi bu sınavda Amerika`daki ilaç isimleri sorulmuyor. Dolayısı ile genel eczacılık bilgileri, ilaç sistemleri, farmakoloji, farmakognozi, kimya, biyoloji bilgileri önemli olan.

Bu sınav ücreti $700. Tabii kitapları da dahil edersek, yaklaşık $1200 dolar civari bir masraf olabilir. İkinci el, fotokopi olaylarına gireceğinizi düşünürsek eminim $1200`dan fazla bir maliyeti olmaz… Tabii bir de TOEFL, TSE masrafları ve Amerika`ya gelip sınav zamanı otel + uçak masraflarınız olacak.

Amerika`da hala 2006 senesine kadar kapatılamayan bir eczacı açığı var. Dolayısı ile çalışma izni, green card eğer burada eczacılık yapabilecek bir seviyeye gelirseniz çok kolay. Hatta özellikle bu sınavları açıyorlar ve daha evvelden yurtdışından buraya eczacı getirebilmek için reklam veriyorlardı. Şu anda aynı olayı “hemşireler“ için yapıyorlar. Geçen gün bir Türk gazetesinde okuduğum kadarı ile resmen ABD hükümeti “Türk hemşireleri“ için istekte bulunmuş. Sağlık sektörü hem çok sayılan bir sektör hem de çok iyi maaş verilen, iyi avantajları olan bir meslek grubu. En önemlisi burada yaşamak için gerekli olan çalışma izni, green card için en güvenli yol.

Once FPGEE sınavını alacaksınız ondan sonra TOEFL, TSE, ve FPGEE sertifikanız elinize geldiği zaman, yaşamak istediğiniz ve bulunduğunuz eyalet kuralları gereğince bir eczanede staj yapmanız gerekiyor. Ancak bu staj süresinde de para veriliyor ve yine H-1 yani çalışma izni alınıyor. Stajınız bittikten sonra da olduğunuz eyaletin eczacılık lisans sınavına giriyorsunuz. Belki çok uzun bir yolculuk gibi gözüküyor ancak sonuçta çok iyi bir meslek sahibi oluyorsunuz. İş güvenceniz, size sağladığı maaş ve avantajlar düşünülecek olursa, bütün emeklere değecek bir yol.

Bugün yağmur yağıyor yine New Jersey`e, çim kokusu, çiçek kokusu esiyor camdan içeri. Böyle de bir güzelliği var bu toprakların… Hem Türkiye`ye özlemle “Acaba dönsem mi?” diye soru karmaşası yaşadığım, hem de bir türlü bunu içimden gelerek gerçekleştiremediğim bir dönemde bu toprak kokularının, bu temizliğin, bu düzenin etkisi ne kadar olur? Acaba yolun sonunda kesin kararım için bir sebep olabilir mi?

Point Pleasant`in “Hayat bu“ dedirten rüzgarı ile başladım, hayatın gerçeği “Meslek, iş” konularına değindim, döndüm dolaştım bu ara beni çok sorgulayan “Türkiye mi?, Amerika mı?“ sorusu ile başbaşa kaldım. Sırf kendimle kalmayıp sizi de bu soruya ortak etmiş oldum. Eğer bir cevabınız varsa beklerim…

Haftanın Şiiri :

Yağmur damlaları
Sanki gönlüme akıyor
Her bir gözümde beliren
Damlada senin adın yazıyor

Nefesini hisseder gibi
Islatıyor damlalar beni
Her bir dokunuşun gibi
Okşuyor şimdi
Bu deli rüzgar yüzümü

Gel canım ol desem
Sar beni, benimle kal desem
Yar benim, damlaya damlaya
Gönlümde bir göl ol desem
Gelir misin?
Sevgi gölünde
Benimle yüzer misin?

Sevgilerimle,

Comments (0)

Post a Comment

© Copyright 2021 - Leyla Mine Tandağ